Pazartesi, 25 Haziran 2018

Hayata farklı açıdan bakabilmekle ilgili şöyle bir hikaye anlatılır:

"Bir gün şehirde bir grup arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar. Gruptakilerden biri, hayatının büyük bir bölümünü köylerde yaşamış bir köylüdür. Yolda yürürken insan kalabalıgı, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardıgı gürültü ve korna sesleri arasinda ilerlerken, köylü, kulagina cırcır böcegi sesinin geldigini söyleyerek cırcır böceğini aramaya başlar. Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacagını, kendisinin öyle zannettigini söyleyip yollarına devam eder. Aralarından bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya devam eder. Köylü, yolun karsı tarafına dogru yürür, arkadaşı da onu takip eder. Binaların arasındakı bir tutam yesilliğin arasında gerçekten bir cırcır böcegi bulurlar. Arkadaşı, köylüye:

"Sen bu mucizevi şeyi nasıl yaptın? Bu sesi nasil duydun?" diye sorar.

Köylü ise; bu sesi duymak için mucizeye gerek olmadığını söyleyerek, arkadaşına kendisini takip etmesini söyler. Kaldırıma geçerler ve köylü cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldigi tarafa bakarak, onun ceplerinden düşüp düşmediğini kontrol eder.

Köylü, arkadaşına dönerek: "Önemli olan, nelere deger verdiğin ve neleri önemsediğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin." der. 

You have no rights to post comments