Pazartesi, 25 Haziran 2018

Çiftçinin biri tarlayı sürerken bir yılana rastlamış. Yılanı öldürmek istememiş. Böylece yılan ile dost olmuşlar. Yılan çiftçiye ”başın sıkıştıkça gel bana seslen ben sana altın veririm” demiş.

Bunun üzerine çiftçi, zaman zaman uğrar, yılan da altını alıp dönermiş. Bir gün çiftçi çok hastalanmış. Ayağa kalkamaz hale gelmiş. Oğlunu yanına çağırmış: ”Bak oğlum demiş,benim falan yerde dostum olan bir yılan var. Ona git benim selamımı söyle ve vereceği altını al gel.”

Oğlu çiftçinin söylediğini yapmış. Gitmiş yılandan altını istemiş. Yılan altını verirkençocuğun aklına kötü bir fikir gelmiş.”Bu yılanı yuvasında altın çok, ne diye tek altına razı olayım” diye düşünmüş. Hemen yerden bir taş alıp, yılana fırlatmış. Yılanın kuyruğu kopmuş, yılanda can acısıyla atlayıp çiftçinin oğlunu zehirleyip öldürmüş. Aradan günler geçmiş, çiftçi iyileşmiş. Doğru yılanın yuvasına gitmiş.Yılana seslenmiş: ”Biliyorum benim oğlan açgözlülük yaptı, gel yeniden dost olalım” demiş.

Yılan başını yuvadan uzatıp:

“Bak dostum; bende kuyruk acısı, sende evlat acısı varken yeniden dost olamayız, sen kendi yoluna ben kendi yoluma gideyim” demiş. 

You have no rights to post comments