Pazar, 25 Şubat 2018

Arnold Geulincx 31 Ocak 1624′te Antwerp’te doğan ve 1969 Kasım’ında vefat eden Descartes sisteminden yola çıkan bir filozoftur. Geulincx öğretisini daha çok mistik yönde geliştirmiştir.

Geulincx de Descartes gibi düşüncesinin varlığını çıkış noktası olarak esas alır. Bilinçte iki türlü hal vardır. Birincisi istemek, duymak, yargılamak gibi kendi yarattıklarımız; ikincisi ise algılarımız sonucunda oluşanlardır. Bu ikincileri biz yaratmayız ve cisimlerin hareketlerinin nasıl meydana geldiğini, bu hareketlerin nedenini veya kim tarafından meydana getirildiğini bilemeyiz. Şu sonuca varılıyor ki, biz sadece bir seyirciyiz, tüm yaşam bizim dışımızda gelişiyor, vücudumuz ruhumuzdaki algının nedeni değil ve ruhumuzdaki bir isteme vücudumuzdaki bir hareketin doğrudan nedeni değildir. Bunlar sadece birer vesiledir asıl neden değildir.

Asıl neden Tanrı’dır. Tanrı vücuttaki bir uyarma ile ruhumuzda bir düşünme meydana getirir ve bir isteme vesilesiyle vücudumda bir hareket sağlar. Descartes’de ruh ve madde arasındaki ilişki bir problem olarak ortaya çıkmıştı. Ruhun nasıl olup da maddeyi etkilediği kavranılamaz olarak görünüyordu. Böylece Geulincx ruh ve madde arasındaki ilgiyi Tanrı’nın etkilemesi yoluyla açıklamıştır. Tek neden, tek etkileyen Tanrı’dır. Diğer her şey edilgen durumdadır ve Tanrı’nın istemesini birer vesile olarak yaşarlar.

Ahlak yönünden kendisini gösteren bu sonuç Geulincx’e göre ruh arasında hiçbir bağ bulunmayan madde dünyasından hiçbir şey istememelidir. İnsan sadece bir seyirci olduğundan Tanrı’nın her türlü istemesine uymak zorundadır, hatta kendisi üzerinde bile bir şey istemeye hakkı yoktur. Bu şekilde Descartes’in dine karşı ilgisiz olan sistemi yumuşatılmış ve mistisizme yaklaştırılmış oluyor. ayrıca Genulincx vesilecilik (Occasionalism) diye bilinen görüşü ortaya atmıştır.

Arnold Geulincx Okkasyonalizmin Malebranche’le birlikte kuruculuğunu yapan ünlü fransız Descartesçi düşünürdür. Descartes’in büyük bir varlık alanının madde ve ruh, beden ve zihin olarak kesin çizgilerle ikiye ayırmasından, birlikli, bütünlüklü tek bir töz olan insandan, aralarında ortak hiçbir nokta bulunmayan iki töz çıkartıp, iki töz arasında mantıksal bakımdan olanaksız olan ilişkiyi, biraz da yapay bir biçimde etkileşimcilikle açıklamasından sonra, Descartesçi filozoflar için iki alternatif söz konusu olmuştur.

- Etkileşim olgusunu kabul etmek ve daha sonra Descartesçi bu etkileşimin nasıl ortaya çıktığını açıklama güçlüğü içinde bırakan kuramları, kozalaksı bez anlayışını yeniden ele almak,

- Descartes’in düalist bakış açısını benimsemekle birlikte, etkileşimi yadsıman. Bunlardan ikinci alternatifi seçen Geulinecx, bu bağlamda, her türlü faaliyet ya da gerçek nedensellikte, eylemi başlatan, eyleme neden olan güç ya da öznenin, eylemde bulunduğunu ve nasıl eylediğini bilmek zorunda olduğu tezini, kendisini öncül yapmıştır. 

You have no rights to post comments